Bugun...


İsa Toptaş

facebook-paylas
BAZI KAYGILARIM(IZ) VAR
Tarih: 12-12-2018 19:26:47 Güncelleme: 12-12-2018 19:49:00


15 Temmuz 2016, Türkiye’deki bir takım gerçekleri bir kez daha en acı şekilde ortaya koyan hain bir plan olarak tarihe geçti.

 

 

Hizmet vb. isimler adı altında halkın dini duygularını, hassasiyetlerini kullanarak büyük güç elde eden bu oluşumlar kendilerine Cemaat yaftası vurarak sözde 'Hizmet Erki' olduklarını savundular. FETÖ/PDY bunlardan bir tanesi. Kim bilir buna benzer veya türevleri sayabileceğimiz daha kaç yapılanma vardır.

 

 

Kemalist ve Laiklerin Hizmete iftirası!
Yıllarca, birçok kesim tarafından bu tehlike dillendirildiyse de dini hassasiyetlerden dolayı insanlar hep KEMALİST’lerin iftirası, LAİKLER'in oyunu olarak algıladı. Evet, yanlış bir algı değildi belki, hatta geçmişte ülkemizde yaşanmışlar hatırlanırsa (imam hatipler meselesi, başörtüsü, resmî kurumlardaki kıyafet uygulamaları vs. gibi) gayet haklı bir algıdır. Ancak 17- 25 Aralık Süreci ile başlayan FETÖ/PDY terör örgütünün Hükümete karşı saldırıları bazı kesimlerin de artık bu oluşumun, basit bir hizmet oluşumu olmadığını (Oluşum diyorum, çünkü böyle bir örgütün ismini çokça telaffuz etmek istemiyorum.) hatta ne kadar tehlikeli olduğunu fark etmelerini sağladı.

 

 

 

Asıl tehlike ise bu oluşumun asıl amacının Hükümet'i devirmekten öte Devlet'i ele geçirmek istemesidir.
Özellikle; 17-25 Aralık sürecinden sonra hükümetin aktif ve samimi olarak bu oluşuma karşı mücadele ettiğini gördük. 15 Temmuz Kalkışması'ndan sonra da gördük ki bu oluşum, basit bir Hizmet hareketi, Kemalistler veya Laikler tarafından uydurulan bir komplo teorisi değilmiş, hatta çok daha tehlikeliymiş. Yani Hükümet'i ele geçirmek gibi bir hayale kapılmışlar.

 

 

Bir diğer husus ise, bu oluşum belli ki öyle yeni bir oluşum değil;
Peki, neden hiçbir hükümet, önlem almadı veya fark etmedi/edemedi? Oysaki onlarca yazar bu oluşumun oluşturduğu tehdidi yıllarca yazdı çizdi. Ülkenin kılcal damarlarına kadar yerleşen bir oluşum nasıl fark edilmez ve önlemleri alınmaz ta ki bir KALKIŞMA gerçekleştirene kadar.

 

 

Mücadele de samimi, adil ve kamu vicdanında şüpheye mahal vermemek birincil husus olmalı.
Ülkenin kılcal damarlarına kadar sızmış, yabancı finansmanlı bir oluşumla mücadele etmek gerçekten kolay bir mevzu değil, bu anlaşılır bir durum ancak bazı kademelere nasıl ve ne kadar sızdığı daha henüz belli olmayan bir oluşumun hali hazırda bazı kurum veya kurumlarda bulunma ihtimali asla göz ardı edilmemelidir. Bu yüzden yürütülen bazı soruşturmalarda, iddianamelerde daha temkinli ve dikkatli davranılmalıdır. Her hazırlanan iddianame veya savcılık dosyaları çok iyi analiz edildikten sonra işleme alınmalıdır. Aksi durumlar da ise kamu vicdanında tamiri mümkün olmayan hasarlar oluşur.

 

 

Hükümetin yürütmüş olduğu bu mücadelenin kamu nezdinde samimi, adil, hakkaniyetli ve hukuka uygun bir şekilde yürütüldüğü inancı yıkılmamalı ve inandırıcılığı kaybedilmemelidir. Aksi takdirde İnsanların en basit ve hatta yapıcı olan eleştirileri bile yapmaktan çekindiği, ifade özgürlüğünün kendiliğinden yavaş yavaş kaybolduğu bir topluma doğru yol alırız. 

 

Bu tür mücadelelerin kısa vadede sonuçlanması mümkün değildir, ancak ne kadar uzarsa; ülkemizin o oranda sıkıntı yaşanabileceği de unutulmamalıdır.

 

 

 

 



Bu yazı 3194 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Tüm Yazılar İçin Tıklayınız

YAZARLAR
YAZILAR
Kemal Mustafa Akıncı
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI